"Söylenene değil yazılı açıklamalara bakın"

Bugün açıklanacak FED kararı öncesinde İstanbul Finans Zirvesi'nde konuşan Babacan, farklı faiz oranlarının olduğu yeni döneme girildiğini söyledi.

İstanbul Finans Zirvesi'nde konuşan Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, 22 Mayıs'tan bu yana gelişmekte olan ekonomileri etkileyen yeni döneme girildiğini belirtti.

Babacan ''Büyüme potansiyeline baktığımızda son 10 yılda büyüme oranlarını önümüzdeki 10 yılda pek göremeyeceğiz. Gelişmekte olan ülkelerin büyüme oranları gelişen ülkelerin büyüme oranlarının üzerinde olacak. Gelişmekte olan ülkelerin dünya ekonomisindeki payı artmaya devam edecek'' dedi.

Gelişmekte olan ülkelerde 22 Mayıs'tan bugüne olan dönemde sınırlı miktarda sermaye çıkışı olduğuna değinen Babacan sözlerini şöyle sürdürdü: ''Gelişmekte olan ülkelerden gelişen ülkelere sermaye çıkışının milli gelire oranla toplam sermaye stokuna oranla çok düşük olduğunu görüyoruz, varlıkların yeniden fiyatlanması olarak görüyoruz. Farklı faiz oranlarının olduğu yeni döneme giriyoruz. ABD hazinesinin borç faizi yüzde 1,8den yüzde 3 çıktı. Şimdi yüzde 2,8 civarında. Borçlanma faizi, kredi faizleri yükseliyor. Faizlerin yüksek olduğu dönemde varlık fiyatlarının aşağı çekilmesi doğal sonucu. Hisse senedi döviz kuru tahvillerde bunu görüyoruz, göstergeler yeni denge arıyor''

Yaşananların sürpriz bir gelişme olmadığını kaydeden Babacan, ''Olağanüstü gevşek para politikalarının normale döneceği beklenmekteydi. Para politikasında normale dönüş kimse için sürpriz olmamalı. Tekrar dalga geldi, dünyada kötüye dönüş başladı diye düşünmemek lazım'' diye konuştu.

''YENİ DENGELERE ULAŞINCAYA KADAR DALGALANMA DEVAM EDECEK''

Yaşanan dalgalanmaların Türkiye'yi de etkilediğini kaydeden Babacan, ''Varlıkların yeniden fiyatlandığı bir dönemdeyiz. Hindistan, Brezilya, Güney Afrika Cumhuriyeti gibi cari açığı olan ülkelerin son dalgalanmadan negatif etkilendiğini görüyoruz. Finansal sistemdeki sağlam konumumuz, kamu maliyesindeki dikkatli tutumumuz, Merkez Bankası'nın zamanında attığı adımlar ülkemizin olup bitenden etkilenmesini sınırlı tutacaktır. Pek çok gösterge yeni denge arıyor. Yeni dengelere ulaşıncaya kadar dalgalanmanın devam edeceğini beklemek lazım'' değerlendirmesinde bulundu.

''BÜYÜMENİN KALİTESİYLE İLGİLİ ENDİŞELERİMİZ VAR''

Türkiye'nin ilk çeyrekte yüzde 2,9, ikinci çeyrekte de yüzde 4,4 büyüme kaydettiğini hatırlatan Babacan, yıl sonu büyüme hedefi olan yüzde 4'lük büyümenin üzerinde aşağı yönlü riskler olduğunu söyledi.

"Sadece büyüme rakamlarına baktığınızda tablo fena değil, ama büyümenin kalitesiyle ilgili endişelerimiz var" şeklinde konuşan Babacan, "Büyümenin kalitesini iyileştirmek için çaba sarf edeceğiz" dedi.

Büyümenin kalitesinin çok önemli olduğunu vurgulayan Babacan, büyümenin yüzde kaç olduğunun değil niteliğinin dikkat edilmesi gerken bir husus olduğunu ifade etti.

Türkiye olarak tercih ettikleri tablonun, tüketime değil özel ve kamu sektörü yatırımlarına bağlı büyüme olduğunu kaydeden Babacan, kamunun değil özel sektör yatırımlarının harcamada ağırlıklı olduğu büyüme yapısının önemine değindi.

''SÖYLENENE DEĞİL YAZILI AÇIKLAMALARA BAKIN''

Soru-cevap kısmında Babacan yaptığı değerlendirmede Türkiye'ye bakarken kurumların başındakilerin açıklamalarına değil, yazılı açıklamalara bakın yorumunu yaptı. Babacan açıklamasında ekonomi politikasının sadece şahıslar ile yürümesi halinde orda bir sorun olduğunu belirtirken, yazılı dokümanlara bakmakta fayda olduğunu kaydetti. Bakan Babacan, “bazen kişisel görüşler o gün manşet olabilmek için duyulabilir. Onların hiç bir geçerliliği yoktur. Bizi hükümetimiz ve otoritelerimiz ne uygulayacak sorusunu cevabı bizim yazılı dokümanlarımızıdır. buradaki çapa kişilerde değil yazılı dokuman ve yazılı açıklanan politikalardadır” dedi.

Babacan, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Bundan sonraki ilk program da Orta Vadeli Program olacak. Orta Vadeli Program'da ne yazıyorsa uygulama odur. Orta Vadeli Program açıklansın 3 gün, bir hafta sonra bir arkadaşımızın çıkıp ona aykırı bir şey söyleyeceğini duyabilirsiniz. Bunların hepsi olabilir ama hiçbirinin önemi yok. Dolayısıyla buradaki çapa kişilerde değil yazılı dokümanlarda ve yazılı açıklanan politikalardadır. Zaten yazılının dışında bir uygulama varsa o zaman gelip de bize, Hükümetimize hesap sorulması lazım."

Türkiye'ye bakarken günlük açıklamalardan öte yazılı politika dokümanlarına bakmakta büyük fayda gördüğünü vurgulayan Babacan, "Bu bizim sadece Hükümet değil diğer düzenleyici ve denetleyici kurumlarımız için de geçerli. Bazen bir kurumumuzun başındaki arkadaşımız bir şey söyleyebilir. Ama kurumun yazılı açıklamaları daha bağlayıcıdır, daha önemlidir. Şahsi görüşlere dikkat edilmesi gerekir. Bu, nihayetinde kredibilite sorunları oluşturabilir. Ama yazılılara bakmakta ve yazılı kurumsal politikalara dikkat etmekte ben hep fayda görüyorum. Çapamız yazılı dokümanlardır, şahıslar değil"