Müşteri bilgisi şirketten çıkarsa ‘fişleme’ olur

Başbakan Erdoğan’ın Dolmabahçe çalışma ofisindeki görüştüğü gazetecilere “operasyonun başındaki savcının, operasyondan önce tam 22 kez yurtdışına çıktığını ve bu ziyaretlerinin çoğunun Dubai’ye olduğunu” söylediğini bizatihi o toplantıya katılan gazetecilerden duyduk önce. Sonra, Savcı Zekeriya Öz’ün tüm uçuş bilgileri yayımlandı bir gazetede.

musteri bilgisi sirketten cikarsa %e2%80%98fisleme%e2%80%99 olurRadikal Gazetesi yazarı Uğur Gürses bugün ki yazısında THY'nin fişlemeye destek vermesine değindi.

"İşte benim takıldığım yer de tam burası.

Bu Anayasal güçler krizi içinde pek de tali bir konu olarak görülebilir belki ama Başbakan, yürütmeye komplo yaptığını düşündüğü ve kızdığı birine ait kişisel bilgileri ortaya döktü. Nasıl elde edildiğine dair hiçbir şüphemiz yok; belli ki elindeki kamu erkini kullanmış.

Benim takıldığım, bu sorunun kalbindeki ana yer de; kim olursa olsun mahkeme kararı olmadan kişisel bir bilgi demetinin, Anayasa’daki ve yasalardaki güvenceler de ezip geçilerek, henüz yargısal bir süreç de yokken neden ve nasıl verildiği? Ya da kimlere erişilebilir kılındığı? Keyfi biçimde kamunun önüne nasıl serildiği?

Biliyorum denilecek ki; “Anayasal güçler krizi varken kim takar bireysel bir hakkın yerle bir edilmesini?” Ama bugün başka birine, yarın size.

REFERANDUMDA NE DENMİŞTİ?
Çok değil, aynı Başbakan Erdoğan 2010’daki Anayasal değişikliklerin halk oylamasında kabul edilebilmesi için meydan meydan dolaşmıştı. O değişikliklerin arasında ‘kişisel verilerin korunmasına’ dair ilave madde de vardı. Ak Parti’nin hazırlatıp yayımladığı broşürde, değişikliğe ‘evet’ oyu verilmesi için gerekçeler yazılmıştı. Şöyle deniliyordu; “Bilindiği gibi, bilgi çağında tüm bilgilerin elektronik ortamda tutulması sonucu, kişisel bilgilerin istismar edilmesi veya istenmeyen bir biçimde elde edilmesi yahut kullanılması çok kolay hale gelmiştir. Mevcut Anayasa’da kişisel bilgilerin korunmasını güvence altına alan doğrudan bir hüküm ne yazık ki yoktur.”

Dünyadaki kaç noktaya kaç uçakla kaç kişiyi uçurduğunuzdan çok daha önemlisi; bir havayolu şirketinin müşterilerinin nereye, kimle ve nasıl uçtuklarının bilgilerini, daha başka kişisel bilgilerinin ortalığa dökülmesidir.

THY'NİN HESAP VERMESİ GEREKİYOR
Bu bilgilerin emanet edildiği kurum olan THY yöneticilerinin kamuoyuna hesap vermesi gerekiyor. Nasıl oluyor da bu bilgiler ortalığa dökülüyor, nasıl oluyor da bu kadar erişilebilir halde?

Bu çok tehlikeli bir kapı açıyor; hiçbir yasal süreç yokken, kişisel bilgilerinizin birden bire fişlemeye dönüşmesi demek.

Haydi, kimse Anayasa’yı takmıyor; ama kamu sermayesi olan şirketlerin vergi mükelleflerine hesap verme yükümlülüğü var. Haydi, bunu da takmadınız, ama piyasa dediğiniz koşullarda bilgilerinin ortalığa döküldüğünü düşünen müşterileriniz cezalandırır sizi."