Firmalar 'sorumlu' olmaya çalışıyor!

Asya'daki ülkelerde üretim yapan tekstil firmaları özellikle son zamanlarda bozulan imajlarını düzeltme çabası içerisinde. Bu amaçla sosyal sorumluluk konusu ön plana çıkarılıyor.

Firmalar 'sorumlu' olmaya çalışıyor!

Bangladeş'te bir tekstil fabrikasının çökmesi ve çok sayıda işçinin hayatını kaybetmesi, Batılı firmalar için Asya'da çalışanların haklarının ne kadar korunduğu konusunu yeniden gündeme getirdi. Firmalar çevreyi koruyup işçi haklarına saygı göstererek de kâr elde edebilir mi? Yoksa ayakta kalabilmek için üretimi mümkün olduğunca ucuza mı mal etmeliler? Bonn'da düzenlenen Global Medya Forumu'nda bu konular da tartışıldı.

Spor ayakkabı ve tekstil firmalarının özellikle son zamanlarda pek de iyi bir imajları yok. Ucuz ürünlerini, ne işçi haklarına ne de çevre kurallarına dikkat edilmeyen Asya'daki fabrikalarda üretmekle suçlanıyorlar. Dahası ucuza mal edilen bu ürünleri Avrupa, ABD, ya da diğer bölgelerde aşırı pahalıya satıyorlar.

Nike, Adidas, Puma ve diğer üretici firmalar düzenli aralıklarla yayınladıkları raporlarda bu suçlamaların artık doğruyu yansıtmadığını ya da en azından bütünüyle doğru olmadığını göstermeye çalışıyor. Puma'da çevre koruma standartlarını yerine getirmesi amaçlanan küresel bir tedarik ağının kurulmasıyla ilgilenen Reiner Hengstmann, firmasının 20 yıl kadar önce dünya genelindeki tedarikçi işletmelerin ürünlerini hangi koşullar altında ürettiği konusunda bir fikri olmadığını itiraf ediyor. Ancak Hengstmann 2010 yılında tüm tedarik zincirinin ilk ekolojik fiyat/kazanç analizi sonrası firmanın bazı konuların farkına vardığını kaydediyor: "Eğer doğanın bir banka hesabı olsaydı, o hesaba çok büyük oranda para ödememiz gerekirdi.”

'Sosyal harcamalar dikkate alınmamış'

Başka şekilde ifade etmek gerekirse, firma üretimden kaynaklanan çevre zararları karşısında hiçbir ödeme yapmıyor. Hengstmann, çalışma koşulları gibi pek çok alanda sosyal harcamaların da dikkate alınmamış olduğunu söylüyor. Londra merkezli İnsan Hakları ve İşletme Enstitüsü'nün direktörü John Morrison, "Çoğu Avrupa firması Bangladeş'te üretim yapıyor. Peki neden? Çünkü ucuz. Pek çok neden var; ancak özellikle reel sosyal harcamaların dikkate alınmaması da bunda etken. Ancak o zaman da fabrikalar yıkılıyor ve insanlar ölüyor. Bu böyle devam ettirilemez, ayrıca etik de değil. Sivil toplum ve hükümet burada işbirliği yapmalı. Firmaların gönüllü yardım çalışmaları sorunu çözmeyecektir" ifadelerini kullanıyor.

Çoğu firma ise açık yasal direktifleri kabul etmiyor. Buna bir örnek vermek gerekirse, BM'ye bağlı Uluslararası Çalışma Örgütü 1919'dan bu yana işçilerin korunmasına dair standartları belirliyor. Ancak Dünya'nın Geleceği Konseyi'nin kurucusu Jakob von Uexküll, bu kuralların bugüne dek uluslararası bir bağlayıcılığı olmadığını söylüyor: "Eğer biri size ‘Biz sosyal sorumluluğu olan bir firmayız' derse, o zaman sorulması gereken çok basit bir soru var. Firmaya, Uluslararası Çalışma Örgütü'nün kurallarını da Dünya Ticaret Örgütü’nün kuralları gibi yasal olarak kabul edip etmediğini sorun. Bu soruya verilen yanıt, söz konusu firmanın sosyal sorumluluğu hakkında bilmeniz gereken her şeyi ortaya koyacaktır.”

Mısır çöllerinde tarım

İbrahim Ebuleyş'in bu soruya yanıtı ise “evet”. 1977 yılında Sekem adlı bir firma kuran Mısırlı Ebuleyş, üretim ve ticaret yaparken dengede tutulması gereken dört unsura dikkat çekiyor: "Yaşamın dört boyutunu bir araya getirmeye çalışıyorum: Ekonomi, ekoloji, kültür, yani eğitim ve insan hakları. Bu dördü arasında bir denge oluşturulmalı.”

Ebuleyş'in firması Mısır çöllerinin bir kısmını yeniden kullanılabilir hale getiriyor ve burada ekolojik tarım yapıyor. Binlerce insan, hayatını gıda, tekstil malzemeleri ve bitkisel ilaç üretiminden kazanıyor. Buradan elde edilen kârlarla anaokulları, okullar ve bir üniversitenin finansmanı sağlanıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir