Ermeni açılımını ilk olarak BEDİÜZZAMAN yaptı

Bediüzzaman Eğitim, Kültür ve Sanat Vakfı ve Risale-i Nur Enstitüsü tarafından düzenlenen ‘Bediüzzaman ve Müsbet Hareket’ konulu panel Şanlıurfa’da yapıldı.

Ermeni açılımını ilk olarak BEDİÜZZAMAN yaptı

Konuşmacılar, Bediüzzaman’ın ‘müsbet hareket’ten ayrılmadığına ve dünyaya örnek olduğuna dikkat çektiler. Said Nursî’nin hayatından örnekler veren Kâzım Güleçyüz, şunları kaydetti: “Eğer Bediüzzaman’ın ikaz ve tavsiyelerine kulak verilmiş olsaydı, şu an başımızı ağrıtan problemlerle karşı karşıya kalmazdık. Dolayısıyla Ermeni açılımından söz edecek olursak, gerçek mânâda ilk açılımı Bediüzzaman Said Nursî yapmıştır.”

Ermeni Açılımını ilk seslendiren Bediüzzaman’dır

Bediüzzaman Eğitim, Kültür ve Sanat Vakfı ve Risale-i Nur Enstitüsü tarafından düzenlenen ‘Bediüzzaman ve Müsbet Hareket’ konulu panel Şanlıurfa Urfa City AVM Merkezi Salonunda yapıldı. Zübeyr Zorlu’nun sunumunu gerçekleştirdiği panelde ilk konuşmayı Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Celalettin Güvenç yaptı.

GÜVENÇ: KALEMİ VE BEYNİ DIŞINDA SİLÂHI YOKTU

Güvenç konuşmasında, Said Nursî’nin yer yüzündeki müsbet hareketin kurucu olarak görülmesi gerektiğini söyledi. Nursî’yi kalemi ve beyni dışında silâhı olmayan bir kişi olarak tanımlayan Güvenç, şunları söyledi: “Bediüzzaman yeryüzündeki en büyük müsbet hareketin kurucusu olarak görülmesi gereken bir sivil zat. Kalemi ve beyni dışında silâhı olmayan bir zat. Allah rahmet eylesin, aşağı yukarı yüz yıldır da bu hareket gönülleri fet etmeye devam ediyor. Dün akşam bir liderin notu okundu; Gazi Mustafa Kemal tarafından doğuda verilen görevi kabul etmeyerek, Isparta’ya gittiği için eleştiri yapıldığında ‘eğer kalsaydın şu kadar insanın ölümünü engellerdin’ denildiğindeki söz çok anlamlı. ‘Belki yüz bin insanın ölümünün önüne geçemedim, ancak Allah’ın lütfuyla bu Risalelerle milyonların imanını kurtarırız, Allah bunu nasip etti’ demesi gerçekten çok manidar ve etkileyici. Daha da iyi olacak, gelecek İslâm’ın olacak” dedi.

Karaköprü İlçe Müftüsü Hafız Ahmet Altınok tarafından okunan Kur’ân tilâvetinden sonra Zübeyr Zorlu Hasan Şen’in kaleme aldığı.

SELÂM GÖTÜRÜN ÜSTADIMIZA...

Makamın Urfa’da Halilürrahman

Medresen Van’da yekpâre taştan

Seccâdem ıslandı gözdeki yaştan

Gözyaşları selâm götürün Üstâdımıza

Sesin gelir Isparta, Barla’dan, Sav’dan

Okunur Nur Eserin koca bir destan

Âb-ı hayat içtik bu nurânî tastan

Taslar selâm götürün Üstâdımıza

Seksen iki yıllık koca bir ömür

Gösterdi âleme nedir elmasla kömür

Nurdan damlalarla geldi bu yağmur

Damlalar selâm götürün Üstâdımıza

Gezdiği yerlerin toprağı taşı

Üstadın hasretiyle akıtır yaşı

O sultanın kadîm zikir arkadaşı

Ulu çınar, selâm götür Üstâdımıza

O hep bizimle diye avunur yürek

Sanki semayı tutan ulu bir direk

Beyaz sarığınla sen ey şanlı Erek

Sen de selâm götür Üstâdımıza

şiirini seslendirdi.

Bediüzzaman Vakfı adına açılış konuşmasını Yrd. Doç. Dr. Cüneyt Gökçe yaptı. Gökçe yeryüzünde Bediüzzaman adına il vakfın Şanlıurfa’da kurulduğuna dikkat çekerek,

“Bediüzzaman Eğitim, Kültür ve Sanat Vakfı yeryüzünde evet abartısız sadece Türkiye’de değil yeryüzünde Bediüzzaman adına kurulan ilk vakıftır. Bediüzzaman ismi ile kurulan ilk vakıf Şanlıurfa’mıza nasip olmuştur. Bediüzzaman Eğitim, Kültür ve Sanat Vakfı, eğitim işleriyle uğraşır, kültür işleriyle uğraşır, sanatı Sani’ adına yapılması gerektiğini düşünmesiyle gençlerimizi eğitir. Gençlerimizle ilgilenir. Onları Allah’ından korkan, Peygamberine karşı saygılı olan Kur’ân’ına bağlı Ehl-i Sünnet ve Cemaat akaidi içerisinde sağlam nesiller yetiştirmesi konusunda üzerine düşeni yapar. Sizlerin vasıtasıyla sizlerin desteği ve sizlerin katkılarıyla hizmetlerine devam eder” dedi.

Panelin açılışını yapan Harran Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Cüneyt Gökçe Bediüzzaman Hazretlerinin her zaman müsbet hareketten yana olduğuna, müsbet hareketi tavsiye ettiği için yıllar önce Kürt vatandaşlara hitaben bir müsbet harekete çağırıcı, dâvet edici bir hitabı var olduğuna dikkat çekti.

Hukukçu-yazar Nihat Derindere ise “Hak aramada müsbet hareket” şeklinde bir başlık belirleyerek konuşmasına başlayarak “Biraz da belki eğitim gereği hukuk eğitimi almamızdan dolayı, fakat bu sadece bizim hukuk eğitimimiz ile sınırlı bir mesele değil. Bediüzzaman Said Nursî denildiği zaman hak aramanın nasıl olması gerektiğini dünyaya ders veren bir büyük müceddid ile karşı karşıyayız. Bu noktadan baktığımızda ise hak aramada müsbet hareketi onun ortaya koyduğu ölçülerle tesbit etmek bizim için ciddî bir rehberdir. “Bediüzzaman’ın İhlâl edilen hakları nedir mesela? Yaşadığı 1925 sonrası dönemi kast ediyorum. Yani sınırlayalım. 1925-1960 Urfa’da ahirete göç ettiği zamana kadar ne kadar hakkı yenmiş? Hukuken tabiî ki yok bir insanın kendi kendine benim hakkım yenildi demesi bir şeyi ifade etmez. Hukuken hakkı yenmiş mi? Onu tesbit etmek lâzım… Evet yenmiş… Tesbit edelim eşitlik hakkı anayasada insan hakları içerisinde de zaten en temel değerlerden biridir. Bediüzzaman eşitlik hakkından mahrum bırakılmış. Bütün vatandaşlara tanılan haklar ona sunulmamıştır” dedi.

Kâzım Güleçyüz: DÜNYANIN VE TÜRKİYE’NİN GÜNDEMİ; BİR ARADA YAŞAMAK

Gazetemiz Genel Yayın Müdürü Kâzım Güleçyüz, Said Nursî’nin 1915 Ermeni olaylarından önce ‘Şu milletin saadeti ve selâmeti Ermenilerle ittifak ve dost olmaya vabestedir’ sözünü söylediğini hatırlatarak, “Ermeni açılımından söz edecek olursak; gerçek manada doğru bir Ermeni açılımını ilk seslendiren isim Bediüzzaman Said Nursî’dir” dedi.

Kâzım Güleçyüz, Said Nursî’nin Ermeni meselesinden yaptığı uyarıları hatırlattı. Dünyanın ve Türkiye’nin probleminin bir arada yaşamak olduğunu ve Osmanlı’nın başarıyla uyguladığı bu formüle son yüzyılda uymadığımızı ifade eden Güleçyüz, bu sebeple bazı sıkıntılarla karşı karşıya kaldığımızı söyledi. Güleçyüz, Said Nursî’nin yıllar önce Ermeniler ile ilgili sağ duyulu mesaj verdiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Şimdi dünyanın ve Türkiye’nin problemi; bir arada yaşamak. Farklılıkları, ahenk içerisinde bir arada yaşayabilmek. Dinimiz ise bunun formüllerini bize asırlar önce vermiş. Tabi zaman içerisinde ve son yüz yılda Osmanlı’nın başarıyla uyguladığı bu formülü terk ettiğimiz için şu anki yaşadığımız sıkıntılarla karşı karşıya gelmiş bulunuyoruz. Bunun en güncel örneklerinden bir tanesi Ermeni meselesi. Son günlerin tekrar öne çıkan konusu. Aslında Bediüzzaman’ın bu konuda da 1915 olaylarından çok önce uyarılarda bulunduğunu, tavsiyelerinin olduğunu görüyoruz. Meselâ şu söz ona ait; ‘Şu milletin saadeti ve selameti Ermenilerle ittifak ve dost olmaya vabestedir.’ Bu ikaza, bu tavsiyeye sonraki yıllarda kulak verilmiş olsaydı, 1915 olayları bu boyutta yaşanmazdı. Yüzyıldır başımızı ağrıtan ve bizi dünya kamuoyu önünde de ciddî sıkıntılara muhattap kılan bu problemde karşı karşıya kalmazdık. Dolayısıyla Ermeni açılımından söz edecek olursak; gerçek manada doğru bir Ermeni açılımını ilk seslendiren isim Bediüzzaman Said Nursî’dir. Aynı şeyi bugün Kürt meselesi içinde ve birçok şey için de söylemek mümkün.”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir