Anarşiliğe karşı ancak ittihad-ı İslâm dayanabilir

..bu dehşetli tahrip edicilere karşı ancak ve ancak hakikat-ı Kur’âniye etrafında ittihad-ı İslâm dayanabilir. Ve beşeri bu tehlikeden kurtarmaya vesile olduğu gibi, bu vatanı istilâ-yı ecanipten ve bu milleti anarşilikten kurtaracak yalnız odur.

Anarşiliğe karşı ancak ittihad-ı İslâm dayanabilir

Komünistlik, masonluk, zındıklık, dinsizlik, doğrudan doğruya anarşistliği intaç ediyor. Ve bu dehşetli tahrip edicilere karşı ancak ve ancak hakikat-ı Kur’âniye etrafında ittihad-ı İslâm dayanabilir. Ve beşeri bu tehlikeden kurtarmaya vesile olduğu gibi, bu vatanı istilâ-yı ecanipten ve bu milleti anarşilikten kurtaracak yalnız odur.
Emirdağ Lahikası, mektup no: 239, s. 527
***
Ey alem-i İslam! Uyan, Kur’an’a sarıl, İslamiyete maddî ve manevî bütün varlığınla müteveccih ol.
Ve ey Kur’an’a bin yıllık tarihinin şehadetiyle hadim olan ve İslamiyet nûrunun zemin yüzünde naşiri bulunan yüksek ecdadın evladı! Kur’an’a yönel ve onu anlamaya, okumaya ve onu anlatacak onun bu zamanda bir mu’cize-i manevîsi olan Nur risalelerini mütalaa etmeye çalış. Lisanın Kur’an’ın ayetlerini âleme duyururken, hal ve etvar ve ahlâkın da onun manasını neşretsin, lisan-ı halin ile de Kur’an’ı oku. O zaman, sen dünyanın efendisi, âlemin reisi ve insaniyetin vasıta-i saadeti olursun.
Ey asırlardan beri Kur’ân’ın bayraktarlığı vazifesiyle cihanda en mukaddes ve muhterem bir mevki-i muallâyı ihraz etmiş olan ecdadın evlât ve torunları! Uyanınız! Âlem-i İslamın fecr-i sadıkında gaflette bulunmak, katiyen akıl kârı değil. Yine âlem-i İslâmın intibahında rehber olmak, arkadaş, kardeş olmak için Kur’an’ın ve îmanın nûruyla münevver olarak İslâmiyetin terbiyesiyle tekemmül edip, hakîki medeniyet-i insaniye ve terakkî olan medeniyet-i İslamiyeye sarılmak ve onu hal ve harekatında kendine rehber eylemek lazımdır.
Avrupa ve Amerika’dan getirilen ve hakîkatte yine İslamın malı olan fen ve sanatı, nur-u Tevhid içinde yoğurarak, Kur’an’ın bahsettiği tefekkür ve mana-i harfî nazarıyla, yani onun sanatkârı ve ustası namıyla onlara bakmalı ve “Saadet-i ebediye ve sermediyeyi gösteren hakaik-ı îmaniye ve Kur’âniye mecmuası olan Nurlara doğru ileri, arş!” demeli ve dedirmeliyiz.
Ey eski çağların cihangir Asya ordularının kahraman askerlerinin torunları olan muhterem din kardeşlerim! Beş yüz senedir yattığınız yeter; artık Kur’an’ın sabahında uyanınız. Yoksa, Kur’an-ı Kerîm’in güneşinden gözlerinizi kapatarak gaflet sahrasında yatmakla, vahşet ve gaflet sizi yağma edip perişan edecektir. Kur’an’ın mecrasından ayrılarak, birleşmeyen su damlaları gibi, toprağa düşmeyiniz. Yoksa, toprak gibi, sefahet ve şehvet-i medeniye sizi emerek yutacaktır. Birleşen su damlaları gibi, Kur’an-ı Kerîm’in saadet ve selamet mecrasında ittihad ederek, sefahet ve rezalet-i medeniyeyi süpürüp, bu vatana ab-ı hayat olan hakîkat-i İslamiye sularını akıtınız. O hakîkat-i İslamiye suları ile bu topraklarda îman ziyası altında hakîki medeniyetin fen ve sanat çiçekleri açacak, bu vatan maddî ve manevî saadetler içinde gül ve gülistana dönecektir, inşaallah.
Tarihçe-i Hayat, yeni tanzim, s. 247

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir