Türkiye o sorunu çözerse sıçrama yapabilir

Türkiye'nin Küresel Rekabet Düzeyi Raporu'nda Türkiye'nin, özellikle kadınların işgücüne katılımı ve işgücünün esnekliği alanlarındaki problemleri çözülebilirse, ciddi bir sıçrama yapabileceği belirtiliyor.

turkiye o sorunu cozerse sicrama yapabilir

Sektörel Dernekler Federasyonu (SEDEFED) Yönetim Kurulu Başkanı Sefa Targıt, Türkiye'nin Küresel Rekabet Düzeyi Raporuna ilişkin, "Burada dikkatimi çeken nokta, Türkiye'nin, özellikle kadınların işgücüne katılımı ve işgücünün esnekliği alanlarındaki problemleri çözülebilirse, ciddi bir sıçrama yapabileceğinin görülmesi" dedi.

SEDEFED ve TÜSİAD Sabancı Üniversitesi Rekabet Forumu'nun (REF) 2009 yılından bu yana yayımladığı "Türkiye'nin Küresel Rekabet Düzeyi Raporu"nun 2013-2014 yılı lansman toplantısının açılışında konuşan Targıt, SEDEFED'in rekabet gücü kavramını kendisine faaliyet ekseni olarak kabul etme nedenlerini anlattı.

Açıklamasına, OECD raporlarında gördüğü rekabet gücü tanımıyla başlayan Targıt, şöyle devam etti:

"Tanımda, 'serbest piyasa koşulları altında bir ülkenin, reel milli gelirinin artmasına paralel olarak yabancı rekabete dayanabilecek mal ve hizmet üretebilme yeteneğidir' diyor. Bu bana çok uygun gelen bir tanım. Konunun kapsamını ve önemini de iyi vurguluyor. SEDEFED, iş dünyasının bu düşünce etrafında odaklanmasını sağlamak amacıyla rekabet gücünü kendine faaliyet ekseni seçmiştir. Bu süreci ve rekabet gücü konusunu yönetmek için gereken ölçme, planlama, eylem ve değerlendirme metodları hakkında bize ışık tutacak rapor ve modelleri birkaç etkinlikle iş dünyasına tanıtmaya gayret ediyoruz."

Çalışmalarını, "küresel rekabetçilik endeksi kullanılarak raporun hazırlanması", "rekabet kongresi düzenlenmesi" ve "rekabet gücü ödüllerinin verilmesi" şeklinde sıralayan Targıt, rekabet gücünün aslında rekabet hukuku üzerine inşa edilen bir üst mertebe olduğunu söyledi.

Targıt, odaklandıkları rekabet gücünün anlam kazanabilmesi için başarının ancak yarışılarak elde edilebileceği inancı, oyuncularda yarışın kurallarına uygun hareket etme eğilimi ve yarışın kurallarını hiç kimsenin kendi çıkarlarına göre belirleyemediği veya değiştiremediği bir iklimin var olması gerektiğini ifade etti.

Raporun çatısında küresel rekabetçilik endeksini kullanmalarının da birkaç nedeni olduğunu belirten Targıt, şunları kaydetti:

"Öncelikle bu endeks, doğrudan işletmelerin rekabet gücünü etkileyecek ekonomik ve sosyal nedenleri inceliyor. İkincisi, konuyu çok geniş bir yelpazede ekonomik ve sosyal göstergelerle, 148 ülkeyi ele alıyor. Raporun bütün verileri şeffaf ve kamuya açık.

Raporda, gerek Dünya Ekonomik Forumu Küresel Rekabetçilik Endeksi gerekse diğer endeksler, 3 tür veri üzerinden ülkelerin rekabet gücünü ortaya koyuyor. Birinci tür veriler, milli gelir, ihracat rakamları, okullaşma oranları gibi ekonomik ve sosyal alanda doğrudan rakamsal veriye dayanan niceliksel göstergeler. İkinci tür veriler, PISA testleri, kredi notları gibi niteliksel özellikler taşıyan analitik veriler, üçüncü kategori ise algıya dayanan niteliksel veriler..."

-"Türkiye'de üretim yapanların zekası ve çalışkanlığı bu yokuşu aşacaktır"

Sefa Targıt, raporun öncekilerden bir farkı olduğunu dile getirerek, rapora 3 ayrı ek bölüm koyduklarını açıkladı.

Bunlardan bir tanesinin Dünya Ekonomik Forumu dışındaki endeksler olduğunu belirten Targıt, yöntemler ve modeller değişse de Türkiye'nin endekslerdeki başarısının değişmediğini görme şansını yakaladıklarını vurguladı.

Targıt, ayrıca iş dünyasından görüş alarak ve onların raporlarını inceleyerek, bunları hazırladıkları rapora dahil ettiklerini, üçüncü ekte ise endekslerin tüm bileşenlerinin tanımlanmasına ve Türkiye'nin durumuna yer verdiklerini belirtti.

Raporda dikkatini çeken noktanın, Türkiye'nin, emek piyasalarının gelişmişliği bileşeninde alt sıralarda yer alması olduğunu ifade eden Targıt, özellikle kadınların işgücüne katılımı ve işgücünün esnekliği alanlarındaki problemler çözülebilirse, Türkiye'nin ciddi bir sıçrama yapabileceğinin görüldüğünü söyledi.

Sefa Targıt, Türkiye'nin 2008 krizinden sınırlı etkiyle çıktığını, hatta 2012 yılındaki raporda 16 sıra birden yükseldiğini hatırlatarak, 2014 yılında, hem dünyada hem Türkiye'de yokuşun dik olacağının görüldüğünü, ancak Türkiye'de üretim yapanların zekası ve çalışkanlığının bu yokuşu aşacağına inandığını sözlerine ekledi.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir