Riske giren getiriyi kaptı

Sabit getirili yatırım enstrümanlarında getirilerin zayıflığı riskli yatırımları daha fazla öne çıkarıyor. Son beş ayda sabit getirili yatırım araçlarının getirisi yüzde 4.83’ü aşamazken, A Tipi fonlar yüzde 15, Borsa ise yüzde 17 getiri sağladı.

Riske giren getiriyi kaptı

Milliyet'ten Zeynep Ertaş'ın haberine göre düşük faiz ortamında yatırımlarda kazanç, riskli enstrümanlardan gelmeye devam ediyor. Şüphesiz yüksek getiri peşinde koşanlar için yüksek risk de beraberinde geliyor.

Tasarrufunu reel olarak korumak isteyenler ister istemez geleneksel yatırım araçlarından uzaklaşıyor. Son beş ayın en fazla kazandıran yatırım araçlarına baktığımızda borsa ve A Tipi fonların öne çıktığını görüyoruz.

Aynı süre zarfında sabit getirili enstrümanlarda getiriler yüzde 1.75 ile yüzde 4.83 arasında değişti. Oysaki KYD A Tipi Fon Endeksi son beş ayda yüzde 15.31, BIST 100 ise yüzde 17.72 oranında getiri sağladı. Bono, mevduat, repo getirileri aylık yüzde 0.29 ile yüzde 1.05 arasında değişiyor.

BALON OLUŞUR KORKUSU

Faizin düşük seyri, riskli yatırım araçlarının öne çıkmasında etkili olmaya devam edecek. Elbette yüksek karlar yatırımcıları çekiyor. Uzmanlar ise biraz kaygılı. Sabit getirili yatırım enstrümanlarından çıkan paranın bulduğu adreslerde balon oluşabileceği dile getiriliyor.

Bunu söyleyenlerden biri de Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen. Cuma günü AA Finans Masasına konuk olan Ergun Özen’in bu noktadaki sözlerini iyi okumak gerekiyor.

Özen, “Mevduattan çıkan para, hazine bonolarından çıkan para, klasik yatırım araçlarından çıkan para, başka alternatif yatırım alanlarına gidip buralarda balonlar oluşturabilir, buna çok dikkat etmemiz lazım” diyor.

Özen’e göre Türkiye negatif reel faizi daha önce gördü ama çok kısa, bu sefer kalıcı olacak. Uzun süre kalıcı. Ancak sürekli kalıcı olamaz. Faizlerdeki bu düşüşün sürekli kalıcı olmayacağını göz önünde bulundurarak yatırım kararlarını vermek balon oluşumlarının da önüne geçebilir.

NOT ARTIŞI SÜRÜYOR

Fitch Ratings ve Moody’s’in ardından iki değişik değerlendirme kuruluşu daha Türkiye’nin notunu artırarak yatırım yapılabilir seviyeye çıkardı.
JCR adlı Japon firması ve Dominion Bond Rating Services adındaki Kanada şirketi de not artışına katılınca 4 ayrı kuruluş Türkiye’ye yatırım yapılabilir notu vermiş oldu.
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, JCR’ın kredi notunu artırmasının Türkiye’nin başta Japonya olmak üzere pek çok piyasaya erişimini kolaylaştıracağını ve Türkiye’ye olan yatırımcı ilgisini artıracağını söylüyor. Elbette not artışlarının etkilerini önümüzdeki dönemde göreceğiz. Bunun etkileri sermaye piyasalarında fazlası ile hissedilecek. Yeni halka arzlar yurtdışında daha yoğun talep görebilir.

BORSA İŞLEMLERİNDE DERİNLİK ARTMALI

Borsa İstanbul derinliği çok yüksek bir borsa değil. Bu nedenle orta ve uzun vadede beklenen sermaye akışı açısından BIST’i uygun adres görmeyenler de var. Bunun aşılması ancak Türkiye’nin ilk 500 sanayi kuruluşlarının borsadaki yerini alması ile sağlanabilir. Böylesi bir gelişim borsadaki mali sektörün ağırlığının sanayi şirketleri tarafından dengelenmesi imkânını da sağlaması açısından önem taşıyor.

İLK ÇEYREKTE KARŞI YÜKSEK SEKTÖRLER
İlk çeyrekte kârlılıkları ile öne çıkan sektörlere baktığımızda bankacılığın 5 milyar 649 milyon TL ile ilk sırada yer aldığını görüyoruz. Bankacılığın hemen altında gıda ve içecek yer alırken onu holdingler takip ediyor. Borsadaki 26 gıda şirketinin elde ettiği karın piyasadaki 34 holdingin karını aşmasında Anadolu Efes’in etkisi bir hayli fazla. Zira gıda sektöründeki toplam 2.893.553 bin TL’lik karın 2.591.833 bin TL’sini Anadolu Efes gerçekleştirdi. Ancak hemen hatırlatmak gerekir ki Anadolu Efes’in elde etmiş olduğu bu kar esas faaliyetlerinden değil konsolidasyon değişikliği nedeniyle. Yatırımcının firmadan sürekli aynı karı beklemesi yanlış olacaktır.

SPK, TURKCELL'DE AĞIRLIĞINI KOYDU

Turkcell’de işler karışık. Mevcut haliyle ortakların biraraya gelip yönetim kurulunu oluşturacak üyeleri atama olasılığı düşük görünüyor. Bu da şirketin yönetiminde belirsizliğin devam etmesi anlamına geliyor. Mevcut haliyle yönetim boşluğu şirketin karar alma mekanizmasını ortadan kaldırırken uzun vadede firmayı olumsuz yönde etkileyecek nitelikte.

Şüphesiz böylesi bir olasılık büyük ortaklar kadar borsadaki yatırımcıyı da olumsuz yönde etkileyecek. Şirketi sıkıntıya düşürecek böylesi bir belirsizliği hükümetin de istemediği görülüyor.

İLAVE ADIMLAR GELECEK

Ekonomiden sorumlu devlet bakanı Ali Babacan’ın, ortaklarının anlaşamaması halinde SPK’nın atacağı ilave adımlar olacağını hatırlatması anlamlı görülüyor. Dile getirilen ilave adımların neler olacağı hakkında ise şimdilik detay yok. Bununla birlikte kamu otoritesinin müdahalesini SPK ve BTK  üzerinden yapacağı anlaşılıyor.
İletişim sektörü BTK tarafından düzenlenip denetleniyor. Turkcell’in iş yaparken bu kurumun koyduğu şartlara  uymalı.
Tüm bunlardan ayrı olarak kulislerde dile getirilen bir diğer olasılık Çukurova Grubu’nun yaşadığı mali sıkıntı ile ilgili. Bu sıkıntı Turkcell’e yeni bir yerli bir ortağın girebileceği olasılığının dillendirilmesine neden olmakta.

YATIRIMCIYA YANSIMASI

Sektöründe lider konumda olan Turkcell, aynı zamanda Türkiye’nin en önemli firmaları arasında yer alıyor. Firmanın mevcut sorunlarını aşabilmesi, yönetimde istikrar getireceği gibi sektördeki rekabete odaklanmasına ve büyüme perspektifini korumasına imkân sağlayacaktır. Bu da nihayetinde hissenin fiyatını yükseltirken yatırımcısına da olumlu yönde yansıyacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.