''Mega projeler'' İstanbul'a tehdit mi?

Uzmanlar, mega projelerin İstanbul'u nasıl etkilediği ve kenti nereye getirdiğini masaya yatırdı.

istanbul'a ''mega'' tehditOn yıldan bu yana planlanan ve uygulamaya geçirilen, kent doğası ve kimliği, kentsel kalite ve kentsel hafızadaki etkileri açısından ''mega'' olarak değerlendirilen projelerin, İstanbul üzerindeki etkilerinin görülmesi amacıyla tasarlanan megaistanbul.com hayata geçti.

İstanbul Serbest Mimarlar Derneği tarafından düzenlenen ''İstanbul Nereye'' adlı panelde siteye ilişkin detaylar ile mega projelerin İstanbul'a etkisi masaya yatırıldı.

MEGAPROJELERİSTANBUL.COM HAYATA GEÇTİ Toplantıda konuşan İstanbul SMD Başkanı Ersen Gürsel, Türkiye tarihinde kentsel tasarım ile mimarinin hiçbir zaman, siyasi ile sosyal kararlardan bugünkü kadar etkilenmediğini ve İstanbul'un bugünkü kadar hızlı ve geri dönülmez bir değişim içine girmediğini belirtti.  İstanbul SMD olarak bu değişime tepkisiz kalamadıklarını kaydeden Gürsel, ''Farklı bir açıdan, merkezi ve yerel siyasetin ekonomiyi geliştirmek amacıyla kent üzerinde yapmayı planladığı Mega projelerin Metropoliten alan üzerinde oluşturduğu çevresel, sosyal ve kültürel ile mekansal algılamasını İstanbul coğrafyası üzerinde görmek istedik'' diye konuştu. Hayata geçirdikleri megaprojeleristanbul.com adlı web sitesinde, yalnızca büyük projelere değil, etkisi de büyük ve mega olan projelere yer verdiklerini bildiren Gürsel, çok kısa bir sürede web sitesini ziyaret eden kişi sayısının 32 bini bulduğunu söyledi.  İstanbulların, yaşadıkları kentin geleceğine ilgi duymaları, bu ilgiyi uyandırmada aracı olmak istiyoruz. İstanbullular içinde yaşadıkları doğal çevrenin yok olması, akciğerlerini oluşturan kuzey ormanlarının hızla küçülmesi, kenti nefessiz bırakması, doğanın yok olarak yerini aşırı yapılaşmaya bırakması ve kentin hafızası ve kültürel kimliğinin hızla erimesi üzerine düşündürmesini istiyoruz. Bu çalışmanın kentin geleceğine ilişkin planlamasından ve düzenlenmesinden sorumlu siyasi karar vericilere ahlaklı olmanın kutsallığı ile etik olmanın toplumsallığı arasındaki farkı göstermesinin önemli olduğunu düşünüyoruz. Bu süreçte yer alan Mimar ve Şehir plancıların uyarılarının gerekli ve önemli olduğunu ama aynı zamanda onların daha duyarlı olmalarının gerektiği görüşündeyiz. Siyaset, inşaat ve emlak ekseninde kenti ''arsa'' olarak gören zihniyet, İstanbul'un pazarlanmasıı kenti nereye götürecektir. Soru budur. Cevabını hep birlikte aramanız gerekiyor.''

''RANT VE SERMAYEYİ DÖNÜŞTÜRMEK İÇİN VERİMLİ TOPRAK'' Mimar ve Şehir Plancısı Prof. Dr. Haydar Karabey, toplantıda yaptığı konuşmada, Mega projelerin, iktidarın vitrini olarak rant ve sermayeyi dönüştürmek için son derece verimli bir toprak olarak görüldüğünü kaydederek ekonomiyi hareketli kılabilecek bir alan olduğunu belirtti. Mega projeler arasında 29 milyar dolar ile 3. havalimanının geldiğini bildiren Karabey, özel sektörde ise başı 8,4 milyar dolarlık bütçesiyle Maslak 1453 projesinin çektiğini hatırlattı. Projelerin çevresel etkilerinin yanında farklı ölçütlerinin de bulunduğunu ifade eden Karabey, söz konusu projelerin yapım sırasında toplumun en örgütsüz emek kesimi olan işçileri kullanarak üretici olmayan, sahte ve geçici istihdam sağladığını dile getirdi. Projelerin ideolajik etkileri ile yarattığı travmatik durumlara değinen Karabey, ''Projelerde uzlaşma ve meşruiyet aranmamasının bir diğer ölçüt olduğunu kaydederek ''Toplumda tartışılırsa karşı sesler çıkabileceği bilinmektedir. Hiçbiri için müzakere, uzlaşma arayışı gerçekleşmemektedir'' diye konuştu. Doğrudan muktedirlerin bireysel iradelerinin bir yansıması olduğunu kaydeden Karabey, ''Yapabilirim, öyleyse yapmalıyım'' diyen çıldın bir egonun ürünü olduğunu savundu. Uluslararası yarışta kendimizi gösterme zorunluluğuna vurgu yapan Karabey, mega projelerin siyasetçilerin elinde, medyanın da katkısıyla algı kaydırma aracı olarak kullanıldığını söyledi.

''HAVA TRAFİĞİNİN BİR LİMİTİ VAR'' Yüksek Şehir Plancısı Orhan Demir ise mega projelerin temel özelliklerini şöyle sıraladı: ''Hiçbirisi planlarda yok, ayağı yere basan fizibite etüdü yok, özellikle köprüler, yönetim baskıcı olduğu ve tek başına karar verdiği dönemlerde yapılmıştır. Projeler çoğaldıkça baskının arttığı anlamına geliyor.'' Demir sözlerini şöyle sürdürdü: ''İkinci köprü de birinci köprü gibi transit trafiğe hizmet edecek deniyordu. ilk yapılırken ne Levent ne de Kavacık kavşağı, ne de Ümraniye kavşağı vardı. Talepler o kadar fazla art arda geldi ki, ister istemez kavşaklar açılmak zorunda kaldı. Karayolları en son  Sultanbeyli kavşağını açmak zorunda kaldı. Üçüncü havalimanı projesi.. 150 milyon kapasiteli, 6 tane pisti var. Bu kadar ekonomisi bizden iyi olan, nüfusu fazla ülkeler neden dünyanın en büyük havaalanını yapmıyor da, Türkiye yapıyor? Kapasiteyi neye göre belirlediğiniz önemli. Havadaki trafik o kadar kolay idare edilemiyor. Havadaki trafiğin bir limiti var. Limit yılda 90 milyon tane yolcu. İsterseniz 20 tane pist yapın ben yılda 150 milyon yolcu taşıyacak havaalanı yapacağım dediğiniz zaman o uçakları oraya indiremiyorsunuz. Dünyada en fazla yolcusu olan ABD'de Atlanta Havalimanı'nın yolcusu 90 milyon civarında. 150 milyon yolcuyu kapsayan tek Birleşik Arap Emirlikleri var. Onun da yolcusu sayısı yılda 5 milyon..''

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir