Faiz koridoru: Tartışmalı fakat hala etkili

Financial Times'da yayımlanan makalede, faiz koridorunun kullanılmaya başlamasından 2.5 yıl sonra hala tartışmaların devam ettiği kaydedildi.

Faiz koridoru: Tartışmalı fakat hala etkili

Financial Times'da yayımlanan makalede, Türkiye'de faiz koridorunun para politikası enstrümanı olarak ilk kez kullanıldığı 2010 yılı sonunda tartışmalara neden olduğu, 2.5 yıl sonra hala tartışmaların devam ettiği kaydedildi.

 

Başbakan Erdoğan'ın hükümet karşıtı protestoların faiz lobisi tarafından yapıldığının kaydedildiği fakat Erdoğan ya da diğer bakanlar tarafından grubun direkt olarak açıklanmazken, Başbakan Yardımcısı Babacan'ın ''Onlar kim olduğunu biliyorlar'' sözlerine yer verildi.

 

Haberde, Gezi Parkı protestolarının başladığı Haziran ayı başından beri Merkez Bankası'nın faiz artışına sıcak bakmadığının ifade edildi.

 

AKP iktidara geldiği zaman  Merkez Bankası'nın 2002 yılının Şubat ayındaki gecelik borç verme faizi yüzde 62'iken, bankanın borç alma faizi ise yüzde 57 seviyelerinde gerçekleşmişti. Türkiye'de ekonomik büyümenin ve para akışının hızlandığı 2010 yılında faiz oranları yüzde 5,75 ile 8,75 seviyelerine geriledi.

 

Akabinde Merkez Bankası borç alma faizini yüzde 1,75'e çekerken, borç verme faizini yüzde 8,75'de tuttu.

 

Finansbank Başekonomisti İnan Demir, o dönemde Merkez Bankası'nın Türk lirasının carry trade için cazip olmayacağı düşüncesiyle fazla değerlenmesini önlemeye çalıştığını söyledi. Demir, sermaye akımları geri çekildiğinde bankanın borç verme ve alma faiz oranlarını artırdığına dikkat çekti.

 

Ardından Merkez Bankası para akışlarını çekmek ya da durdurmak istediği zamanlardan faiz koridorunu kullanmaya başladı ayrıca banka faiz oranlarının düşük olduğu bu dönemde kredi büyümesini kontrol altında tutmak için zorunlu karşılıklar gibi farklı araçları kullandı.

 

Politika faizi yüzde 4,5'da tutulerken, banka fonlamaları haftalık repo ihaleleriyle belirlendi. 

 

Demir, Merkez Bankası'nın fonlamayı yüzde 4,5'dan yaparken, fonlama için tavan oranı yüzde 7,25 olarak belirlediğini, miktarı ise aylık repo ihaleleri ile belirleyeceğini söyledi.

 

Bu yolla Merkez Bankası'nın piyasaya sağladığı likidite miktarını düzenleyebileceğine dikkat çeken Demir, ana faiz oranını değiştirmeden TCMB'nin borç verdiği ortalama faiz oranını değiştireceğini belirtti.

 

Makalede, Merkez Bankası'nın ana faiz oranını değiştirmeden yani faiz lobisine kapılmadan, borç verdiği oranı değiştirebileceği yorumuna yer verildi.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 + 8 =