Faiz beklentisi artıyor mu?

Merkez Bankası'nın faiz koridorunun üst bandında 50 baz puanlık artışa gittiği kararının ardından faizde artış beklentisi sorgulandı.

Faiz beklentisi artıyor mu?

CEREN DİLEKÇİ / Merkez Bankası dünkü toplantısında %3.5-7.25 bandındaki faiz koridorunu %3.5-7.75 bandına genişletirken, politika faizi ise %4.5’te korundu.

FED'in tahvil alımlarını azaltacağı beklentisiyle gelişmekte olan ülke kurlarında satışların arttığı bu dönemde Merkez Bankası, Türk lirasındaki değer kaybını sınırlandırmak amacıyla faiz koridorunun üst bandında 50 baz puanlık artışa gitti.

Akabinde Merkez Bankası 200 milyon dolarlık döviz satım ihalesi açarak TL'yi savunmak için bir adım daha attı. Piyasada Merkez Bankası'nın adımının fazla bir etki yaratmadığı görüldü.

TCMB'nin adımlarına rağmen sepet kur 2,08 seviyesindeki seyrini korurken, Dolar/TL kuru 1,94'lü seviyeleri test etmesinin ardından yeniden 1,95 bandının üzerine çıktı. Gösterge tahvilin faizi ise gün sonunda 3 baz puan düşüşle 9,36 seviyesinden işlem gördü.

Piyasa uzmanları, Türk lirasının bulunduğu seviyeler ve enflasyon beklentisi göz önünde bulundurulduğunda Merkez Bankası'nın faiz artışına devam edeceğini belirttiler.

''MERKEZ BANKASI ÜST BANDI DAHA FAZLA ARTIRMAK ZORUNDA KALACAK''
Şeker Yatırım Ekonomisti İbrahim Aksoy, Merkez Bankası'nın faiz koridorunun üst bandında yaptığı 50 baz puanlık artışın TL ve tahvil piyasasında olumlu etkisinin sınırlı ve geçici olmasını beklediğini belirtti. Aksoy, Merkez Bankası'nın tek seferde koridorun üst bandını daha büyük bir adımla artırmasının daha etkili olacağını ve piyasada daha olumlu algılanacağını söyledi. Şeker Yatırım Ekonomisti, böyle bir artışın Merkez Bankası’na gerektiğinde ortalama fonlama maliyetini daha da yükseltme imkanı tanıyacağını ve bununda TL için daha olumlu algılanabileceğine işaret etti.
 
TCMB'nin piyasa yapıcı bankalara verdiği gecelik fonlamanın maliyetini değiştirmediğini kaydeden Aksoy, Merkez Bankası'nın adımıyla ''Sadece ek parasal sıkılaştırma olan günlerde gecelik fonlamayı 50 baz puan daha yüksek faizden vereceğim'' mesajı verdiğini ifade etti. Aksoy, normal günlerde ise piyasa yapıcıların kullandığı gecelik fonlama ağırlıkta olduğu için  atılan adımların TL’ye çok faydası olmayacağına işaret etti.
 
Merkez Bankası'nın bundan sonra istisnai gün uygulamasını mümkün olduğunca kullanmamaya çalışacağını bildiren Aksoy, Merkez Bankası'nın kredi faizlerinde hızlı yükseliş istemediğini bu nedenle mümkün olduğunca ilave parasal sıkılaştırmayı az kullanacağını söyledi.
 
Merkez Bankası'nın FED'in niceliksel parasal genişleme miktarını azaltması gibi nedenlerden dolayı sene sonuna kadar faiz artışlarına devam etmek zorunda kalacağına dikkat çeken Aksoy, ''Küresel olarak çok fazla belirsizlik var, diğer gelişmekte olan para birimleri gibi TL de baskı altına girecektir. Bu nedenle Merkez Bankası üst bandı daha fazla artırmak zorunda kalacaktır'' diye konuştu.

''TL VARLIKLARDA GÜÇLENME EĞİLİMİ KOLAY OLMAYACAK''

ABank Başekonomisti Serdar Şenol, TCMB’nin kısa bilgi notunda enflasyon algısının bir miktar olumsuzlaştığının görüldüğünü, hedefin oldukça üzerinde seyreden enflasyonun Ağustos ayından itibaren yerini yeniden düşüşe bırakmasının beklendiği kaydedildi.

Buna karşın, yıl sonu için olan %6.2’lik TCMB beklentisini aşırı iyimser bulduklarını bildiren Şenol, beklentinin %7.5 seviyesinde olduğunu ifade etti.

PPK kararında önceki rapora göre belirgin bir farklılaşma bulunmadığını dile getiren Şenol, temelde piyasa beklentilerini karşılasa da, daha yüksek seviyelerdeki beklentileri karşılamayacak bir kararın ortaya çıktığını belirtti.

Küresel para politikasının son dönemde FED’in çıkış stratejisine geçeceği algısıyla daha farklı bir sürece girdiğine dikkat çeken Şenol, bu süreçte, gelişmekte olan ülkelere yönelen sermaye akımlarının azalacağı beklentilerinın bu ülke varlıklarını olumsuz etkilediğini söyledi.

Temmuz ayındaki toplantıdan bu yana, TL'nin diğer gelişmekte olan ülke karşılaştırmasında kur bazında nispeten yatay kalırken, bu dönemde faiz göstergelerinde negatif ayrışma gösterdiğini bildiren Şenol sözlerini şöyle sürdürdü: Diğer yandan, enflasyon tarafında da %8.8’e çıkılarak belirgin bir bozulma görüldü. Cari açık sorunu yaşayan Hindistan gibi ekonomilere daha belirgin satışlar gelirken, TL varlıklar benzer risk faktörlerine maruz kalabilir. Piyasa fiyatlamaları da TCMB fiyatlamalarından oldukça yüksek seviyelerde bulunuyor. Mevduat faizleri %9’lar ve üzerinde kalırken, gösterge tahvil de %9.45 bileşik ile TCMB politika faiz olan %7.75’ten oldukça farklı bir seviyeyi fiyatlamakta. TCMB’nin aldığı kararlar bu nedenle artık büyük ölçüde sinyal niteliğinde değerlendirilirken, bizce etkinliği de bir miktar azaldı. TL likidite sıkılaştırma süreçleri de bu nedenle daha kısa süreçlerde kalmakta TCMB’den gelen faiz artırımı kararına karşın, aslen
algının değiştiği görülmüyor. TCMB halen kısa vadede enflasyona bağlı bir tercih ortaya koyarken, likidite politikasını önde tutmakta. TCMB’den küresel koşullara bağlı olarak, daha yüksek faiz koşullarına geçişin sağlanacağı ve bu sürecin kalıcı olacağı bazında yorumlar gelmediği sürece kararlar yetersiz kalabilecek. Bu durumda, TLvarlıklara ilginin yeniden güçlenmesi de ötelenecek. Faiz artırımları ve politika yapısındaki değişim ötelendikçe gelecek dönemde alınacak kararların etkinliğinin de azalacağı göz ardı edilmemeli. TCMB’nin kısa vadede likidite yönetimi politikasını sürdürmesini bekliyoruz. 21 Ağustos’taki FED toplantı tutanaklarının yaratacağı algı TCMB likidite politikasını da etkileyecek. Buna karşın, para politikasında değişim algısı oluşmadan TL varlıklarda güçlenme eğilimi kolay olmayacaktır''

''MERKEZ FAİZ SİLAHINI KULLANMAYA DEVAM EDECEK''

Burgan Yatırım Başekonomisti Haluk Bürümcekçi, bir önceki toplantıda Merkez Bankası'ndan sağlanan ağırlıklı fonlama oranını gerektiğinde hızlı ve yüksek oranda artırma esnekliğinin de kazanıldığını kaydederek "Buna göre, bir hafta vadeli repo miktar ihalesi ve bir ay vadeli repo ihale miktarına ilişkin üst sınırlar kaldırılmış ve ek parasal sıkılaştırma yapılan günlerde, bankalara piyasa yapıcısı repo imkanı üzerinden fonlama yapılmayacağı açıklanmıştı. Bu uygulama devam ediyorsa, piyasa yapıcısı bankalar da 'istisnai' günlerde yüzde 7,75'lik orandan borçlanmak zorunda kalacaklar. Ancak istisnai günler çok sık uygulanmadığı ve bir gün kadar kısa sürdüğü için, eğer burada bir taktik değişikliği olup da daha sık uygulanmazsa, faiz artırımı beklenen etkiyi sağlamayabilir" diye konuştu.

Merkez Bankası'nın gerektiğinde ek parasal sıkılaşmaya gidilebileceğini kaydeden Bürümcekçi, bu ifadenin yeni faiz artırımlarına kapının açık kalmaya devam edeceğini gösterdiğini söyledi.

Ek parasal sıkılaştırma yoluyla, şu anda yüzde 6,5 seviyelerinde seyreden Merkez Bankası ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinin gerektiğinde hızlı bir şekilde yüzde 7,75'e kadar yükseltilebilmesini, Türk Lirası'nın değer kaybını sınırlamaya yardımcı olacak bir adım olarak gördüklerine dikkati çeken Bürümcekçi, Merkez Bankası'nın Türk Lirası'nın değer kaybını önlemek için faiz silahını ağırlıkla kullanmaya devam edeceğini gösterdiğini ifade etti.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir