DEAŞ'in vahşetteki ikizi: Haşdi Şabi'ler..

Musul operasyonunda en önde ilerleyen Haşdi Şabi'nin terör örgütü DEAŞ'dan hiç bir farkı yok. Ortadoğu'nun VAHŞETTEKİ yeni DEAŞ'ı Haşdi Şabi'ler, öldüreceği bir muhatabına canlıyken vahşet uygulayarak katletmekten büyük zevk alıyor.

Erbil'de bir Türkmen, cebinden çıkardığı telefonunda bir videoyu izletti bana. Kalbim duracak gibi oldu. Yakaladıkları bir kişiyi yere yatırıp canlı canlı karnını deşen, kalbini ve ciğerini çıkartıp yiyen vahşi insanlar vardı videoda. “İşte Haşdi Şabi bunlar” dedi, korku dolu gözlerle.

DEAŞ batı dünyası içinde nasıl bir vahşet ve ürkütücü bir figürse, Haşdi Şabi de Irak'taki Sünniler için aynı şeyi ifade ediyordu. Ancak nedense Batı bu örgütten hiç bahsetmiyordu. Zira Haşdi Şabi hiç 'Roma'dan kalan tarihi esere' saldırmadı ve batılı birini öldürmedi.
Haşdi Şabi milisleri Sünni Genci Önce Yaktı Sonra Kılıçla Doğradı.

Haşdi Şabi milisleri Sünni Genci Önce Yaktı Sonra Kılıçla Doğradı

HAŞDİ ŞABİ NASIL KURULDU?

DEAŞ bölgeyi işgal ettikten bir gün sonra, Irak'ın en güçlü Şii dini lideri, Sistani, kutsal Ehlibeyt türbelerini ve mekanlarını korumak için 'cihat' ilan etti. Bir anda ona bağlı onlarca Şii aşiret ve on binlerce insan sokaklara döküldü. Buna en çok sevinen İran oldu. Ölmeye ve öldürmeye yemin eden, Hz. Hüseyin'e kavuşacağız diye yollara dökülen bu kızgın ve intikam dolu insanları örgütlemek için dini lider Hamaney bizzat devrim muhafızlarını görevlendirdi. Böylece efsanesi kendinden büyük, Kasım Süleymani Irak'ta ortaya çıkmış oldu.

İRAN, SİLAH VE PARAYA BOĞDU

İran kesenin ve silah depolarının ağzını açtı. Sayıları 45'i bulan aşiretleri paraya ve silaha boğdu. Bu aşiretlerin hepsi Kasım Süleymani aracılığı ile askeri eğitimden geçirildi. Ve bunlara askeri isimlerden ziyade Ehlibeyt isimleri veridi. “İmam Ali Tugayı, Seyyid Şüheda Tümeni, Asain El Hakk, Ali Ekber Tugayları, Seraya Aşura… Ancak hepsi bir araya gelerek kendilerine, Haşdi Şabi (Halk gücü) ismini verdi.

Bu öfkeli ve intikam dolu insanlara, ABD, “saygı duyulacak gruplar” diyerek dünyada meşrulaştırdı.

HAŞDİ ŞABİ VAHŞETİNİN KORKUSU HER YANA YAYILIYOR

Haşdi Şabi, Irak ordusuna katılmadı. Üniformaları, bayrakları, flamaları ayrıydı. Emirleri önce aşiretlerinden, sonra dini mercilerinden ve son olarak da İran'ın dini lideri Hameney'den alıyorlardı. Aslında İran'ın Irak'taki ordusu olmuşlardı.

Haşdi Şabi, DEAŞ'ın elinde olan, Samara, Ramadi, Tikrit, Anbar'ın geri alınması için ABD öncülüğünde başlatılan operasyonlarda en ön safta yer aldı. İşte o tarihten sonra da ünü her yere yayıldı. Zira bu milisler, ölümden korkmuyor, ancak öldürmek için daha büyük şevkle hareket ediyordu.

DEAŞ'TAN FARKLARI YOK

Yakaladıkları ve DEAŞ'lı dedikleri Sünnilere yaptıkları işkenceler ve vahşeti cep telefonlarına çekiyor, sonra da bunu her yerde gururla paylaşıyordu. Ortalık kancalara takılmış, uzuvları canlı canlı kesilen, ciğer ve kalbi sökülüp çiğ çiğ yenilen korkunç insan görüntüleriyle doluydu.

Musul hareketi başladığında bir de kedi, köpekleri dişleriyle parçalayıp yiyen korkunç milis görüntüleri döküldü ortalığa. Haşdi Şabi tıpkı DEAŞ gibi, bu vahşi infazları sayesinde büyük bir korku yarattı.

SUNNİ KÖYLERİNE ELE GEÇİRDİLER

DEAŞ'tan alınan tüm bu şehirler Sünnilerin şehriydi, ancak oranın yönetimi bir daha Sünnilere verilmedi. Bu şehirlerde Şii nüfusu bir anda arttı. Sünniler ya Haşdi Şabi'ye boyun eğdi ya da orayı terk etmek zorunda kaldı.

DEAŞ'I KURANLAR, HAŞDİ ŞABİ'yi DE Mİ KURDU?

Bugün Haşdi Şabi'nin tam sayısı bilinmiyor. 100 ile 150 bin arasında olduğu söyleniyor. Kürt Peşmerge gücünün ve Irak ulusal ordusunun neredeyse iki katı. Irak'ın aslında tek hakimi Haşdi Şabi. Karşısında Peşmerge'den başka direnecek silahlı Sünni güç de bulunmuyor. Zira Irak ordusunun %85'i yine Şiilerden oluşuyor.

Aslında Haşdi Şabi'nin uyguladıkları yöntemler ve taktikler tam olarak DEAŞ ile aynı. DEAŞ'ı kuranlar, eğitenler ve yönlendirenler kimse, Haşdi Şabi'yi de aynı şekilde kurdu ve eğitti dense kimse şaşırmaz. O derece benzerler. İkisi de 'Allah' diyerek öldürüyor, ikisi de sadece Müslüman katlediyordu. Tek farkları birinin Şii, diğerinin Sünni olmasıydı. Sonuçta kaybeden İslam dünyası, kazanan ise batıydı.