EZAN SAATLERİ - İLLER ve İLÇELER / DÜNYA NAMAZ VAKİTLERİ (DİYANET'e Göre)

 
 

NAMAZ VAKİTLERİ (Diyanet'ten)

V: 3.1 AY Ülkeler:
Şehirler:
İlçeleri Göster
İlçeler:
İmsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
Kıble Açısı:  ° Kıble Saati:  

Tablo'daki Kıble saati kısaca; güneşe bakılarak kıblenin kesin olarak tesbit edilebildiği saattir.

Güneşin, bulunduğumuz yerin kıble açısına denk geldiği dakikada güneşe dönen kimse kıbleye dönmüş olur. Namaz vakitleri gibi günlük olarak değişir. Kıble tesbitinde en sıhhatli yoldur.


Bulunduğunuz yerin o günkü namaz vakitleri tablosunda gösterilen KIBLE SAATİ vaktinde, güneşe doğru yönelen kimse, KIBLE'ye dönmüş olacaktır.



DÜNYA KIBLE GÜNLERİ, aynı kıble saatinin bütün dünyâ için geçerli olduğu özel günlerdir.


Güneş, senede iki defa tam Kâ'be-i Muazzama üzerinde bulunur. Bu vakitler Türkiye saati ile;


Ezan ve namaz vakitleri
  • 28 Mayıs saat 12:18 ve,
  • 16 Temmuz saat 12:27'dir

Bu iki vakitte, dünyânın o anda gündüz olan yerlerinden herhangi birinde güneşe dönen kimse, aynı zamanda Kâ'be-i Muazzama'ya yani KIBLE'ye dönmüş olur. Böylece bir yerin kıble yönü kolayca ve isabetli olarak tâyin edilebilir.

Bu sebeple, 28 Mayıs ve 16 Temmuz târihleri, Dünya Kıble Günü olarak kararlaştırılmıştır.

1. Ramazan ile Yenilenmek

Dünyada hareket halindeki her seyin zaman zaman tazelenmeye, silkinmeye, arinmaya ve adeta hayata yeniden basliyormus gibi dinçlesmeye ihtiyaci vardir. Çünkü akip giden zaman monotonlasmaya, durgunlasmaya sebep olur. Bu yüzden ara sira akip giden zamanin farkina varmayi ve silkinmeyi saglayacak özel uygulamalarin ve dönemlerin olmasi gerekir. Bes vakit namaz günlük hayatimizda bunu saglar. Cuma namazlari haftada bir farkli bir ortamda, bizimle ayni inanci paylasanlarla bir araya gelerek silkinmemize, belli bir ümmetin mensubu oldugumuzun farkina varmamiza vesile olur. Ramazan ayi da yillik silkinmeyi, bir yil içinde tutan paslardan arinmayi, gevseyen vidalari sikmayi ve böylece sahip oldugumuz inanç dogrultusunda bir dirilis gerçeklestirmeyi saglar.

Allah Teala, mübarek Ramazan ayini özel olarak seçmis ve onu on bir ayin sultani yapmistir. Onu özel olarak seçtiginden dolayi da Kur’an-i Kerim’in indirilisi de bu ayda gerçeklestirilmistir. Sonra da müminlerin bu ayda bütün nefsani paslardan arinarak din ve inançta tazelenmeleri, kendilerine gelmeleri, adeta bir dirilis gerçeklestirmeleri için bu aya özel bir ibadet koymustur.

Oruç, iman ve ihlasta samimiyeti simgeleyen müstesna bir ibadettir. Çünkü oruç tamamen Allah’la kul arasinda olan bir ibadettir. Sevabini da Allah verecektir. Oruç Allah ve ahiret inanci konusundaki samimiyetin de göstergesidir. Çünkü bu konuda tereddütleri olanlar birtakim dünyevi hesaplarla diger ibadetleri yerine getirebilirler. Ama oruç tamamen Allah’la kul arasinda oldugundan bu ibadeti Allah için ve sevabini ahirette Allah’tan umarak yerine getirirler.

Oruç, ayni zamanda bir azim ve irade terbiyesidir. Bu ibadetle insan nimetler içinde olsa da belli bir zaman süresince onlardan yararlanmayarak itaat konusundaki kararliligini ve iradesine hakim olmadaki basarisini ortaya koyacaktir.

Orucun temel hikmetlerinden biri de açlik ve izdirap içinde olan Müslümanlarin sikintilarini tatmak ve onlarin dertlerini anlamaktir. Iste bu hikmetin temelinde de ümmet bilinci var. Yüce Allah tüm Müslümanlari tek bir ümmet kilmis, onlari kardes ilan etmis ve birbirlerinin dertleriyle dertlenmelerini istemistir.

Sonuç itibariyle oruç bir tazelenme, iman tazeleme, nefis terbiyesi, iman kardesligini ve ümmet bilincini iliklerine kadar hissetme çabasidir.

2. Gelin Imanlarimizi Tazeleyelim

Gerçekte bizim imanimizi güçlendirecek olan azigin kaynaklari çesitlidir. Bu kaynaklarin ilki, en önemlisi ve hatta bu konuda yararlanabilecegimiz bütün kaynaklarin kaynagi Kur’an-i Kerim’dir. Yüce Allah, Kur’an-i Kerim’i bizzat Kur’an-i Kerim’in içinde, hidayet, nur, rahmet, ögüt, zikir, kalplerde olan için bir sifa, en dogru yola ileten kitap olarak ve daha baska özellikleriyle anmistir. Kur’an-i Kerim’i üzerinde düsünerek okumak ve dinlemek kisinin imanini artirir. Yüksek seref sahibi ay olan Ramazan ayi da imanlarimizi tazelememiz için bir vesiledir. Bu ayda da ruh için oldukça büyük azik bulunmaktadir. Kur’an-i Kerim’de Ramazan ayinin üstünlügünden söz edilirken bu ayin Kur’an’in indirildigi ay olduguna vurgu yapilmasi imani tazelemede ve güçlendirmede her ikisinin de tasidigi öneme isaret ediyor olsa gerek.

3. Hayir ve Bereket Ayi Ramazan

Ramazan ayi, hayir ve bereket ayidir. Senenin bütün aylarinin en hayirlisi olan bu mübarek ayda yapilan iyiliklerin karsiligi kat kat fazlasiyla verilir. Bu ay her yil büyük bereket ve hayirlarla gelir. Ramazan ayi ayni zamanda insanin salih amellerini ve hayirlarini artirmasi için bir firsattir. Bu firsati iyi degerlendirerek, bu ayda salih amellerini ve hayirlarini artiranlar Ramazan’in getirdigi bereketlerden ve hayirlardan daha çok yararlanmis olacaklardir mutlaka. Böylece Resulüllah (s.a.v)’in da müjdeledigi üzere rahmet, magfiret ve cehennemden kurtulus mükafatina kavusacaklardir.

Ramazan ayi içinde bin aydan daha hayirli bir gece bulunmaktadir ki o da Kadir gecesidir. Allah Teala bu ayda kullari için rahmetinin kapilarini açar. Resulüllah (s.a.v) bir hadisi serifinde söyle buyurmustur: “Bu ayi oruç tutarak, ibadet ederek ve hayir için harcamada bulunarak geçirenlere ne mutlu!”

Resulüllah (s.a.v)’in bildirdigine göre: “Ramazan’in ilk gecesinden itibaren seytan ve cinlerin azginlari baglanir. Cehennemin kapilari kapanir, artik (Ramazan’in sonuna kadar) onun hiçbir kapisi açilmaz. Cennetin kapilari açilir ve artik (Ramazan’in sonuna kadar) hiçbir kapisi kapatilmaz. Bir seslenici: “Ey hayirda öne geçen sen gel! Ey kötülükte ileri giden sen dur!” diye seslenir. Allah’in o zaman cehennemden azat edilen kullari vardir. Bu her gece böyle olur” (Tirmizi).

Ramazan, ayni zamanda cömertlik, hayir için dagitma ve ihsan ayidir. Müminlerin annesi Hz. Aise (r.ah)’nin bildirdigine göre Resulüllah (s.a.v) insanlarin hayir yolunda en cömert olaniydi. En çok da Cebrail (a.s)’in kendisini çok sik ziyaret ettigi Ramazan ayinda dagitirdi” (Buhari).

Ramazan ayi kisinin günahlarindan siyrilarak bayrama bagislanmis, günahlardan arinmis bir sekilde girmesi için bir firsattir. Bunun yolu da Allah’a ihlasla ibadet etmek, onun rizasi için oruç tutmak ve Yüce Peygamber (s.a.v)’in yolunu izleyerek zorda bulunan müminler için tasaddukta bulunmaktir. Müslümanlarin, bu ayda Resulüllah (s.a.v)’i örnek edinerek hayirlarini ve hayir yolundaki harcamalarini artirmalari, dünyanin çok degisik bölgelerinde zulüm gören, degisik maddi sikintilarla karsi karsiya olan Müslüman kardeslerini hatirlamalari gerekir.

Kur’an-i Kerim’de Allah yolunda harcamak, Allah yolunda olanlara maddi destek saglamak, hayir ve infakta bulunmak hakkinda pek çok ayeti kerime mevcuttur. Bunlardan bazilari söyledir:

“Mallarini Allah yolunda harcayanlarin örnegi, her bir basaginda yüz tane olmak üzere yedi basak çikaran bir taneye benzer. Allah diledigine kat kat verir. Allah lütfu genis olandir, bilendir” (Bakara, 261).

“Hayir yolunda her ne harcarsaniz O (Allah) onun yerine baskasini verir. O rizik verenlerin en hayirlisidir” (Sebe, 39).

“Hayir için ne verirseniz size karsiligi eksiksizce verilir ve siz haksizliga ugratilmazsiniz” (Bakara, 272).

“Kendilerinin ona sevgi duymalarina (mala karsi gönüllerinde bir sevgi olmasina) ragmen yiyecegi yoksula, yetime ve esire yedirirler” (Insan, 8).

“Artik kim (Allah için) verir ve (Allah’tan) sakinirsa ve en güzel olani dogrularsa, ona en kolay olan(a ulasmay)i kolaylastiracagiz” (Leyl, 5-7).

Resulüllah (s.a.v) de bu konuda tesvikte bulunmus ve Allah yolunda harcamak, hayir için infakta bulunmak hakkinda birçok hadisi serif serdetmistir. Bu hadisi seriflerden ikisini asagida veriyoruz:

“Kim temiz kazançtan -ki Allah temiz olandan baskasini kabul etmez- bir hurma degerinde bir sey tasadduk ederse Allah onu sag eliyle kabul eder. Sonra, birinizin tayini büyütüp adeta bir dag gibi yaptigi gibi onu büyütür” (Buhari, Müslim).

“Bir hurmanin yarisiyla da olsa atesten korunun” (Buhari, Müslim).

Allah yolunda yapilan hiçbir iyiligi küçük görmemek gerekir. Herkes ancak gücünün yettigi kadarini yapabilir. Allah yolunda bir hurma infak etmenin bile büyük karsiligi vardir. Ancak kendisi iftar sofrasina çesit çesit yemekler koyarken, bin bir türlü sikinti içinde olan mümin kardeslerini aklina getirmeyen, sonra da Allah yolunda harcama yapmamasina çesitli mazeretler uyduran bir kimsenin yaptigi da yüce Islam dininin kazandirdigi kardeslik anlayisiyla bagdasmaz.

4. Oruç ve Takva

Yüce Allah orucun farziyetini bildiren ayeti kerimede söyle buyurmaktadir: “Ey iman edenler! Sizden öncekilere farz kilindigi gibi, (fenaliklardan) sakinirsiniz diye oruç sizin üzerinize de farz kilindi” (Bakara, 183).

Bu ayeti kerimede orucun temel gayesi ortaya konuyor: Fenaliklardan sakinmak yani takva. Takva, nefis terbiyesiyle kazanilan bir vasiftir ve tüm ahlâki güzellikleri samildir. Çünkü takva Allah’in yasakladigi her seyden sakinmanin ve Allah’in emrettigi her seyi yerine getirmenin genel adidir. Oruç da insana takvayi kazandiran etkili bir nefis terbiyesi metodudur. Takva, kalplerin uyanikligini saglar. Kalplerin uyanikligi da Allah’in rizasini kazanmaya vesiledir. Kalplerin bozularak günaha yönelmesini engelleyen sey takvadir. Günlük hayat, kisisel iliskiler, karsilasilan sikintilar insanda bazen yipranmaya ve paslanmaya dolayisiyla takvasinin kismen de olsa tahrip olmasina sebep olur. Yilda bir ay boyunca her gün tutulan oruç sayesinde iste bu tahribat giderilir. Zarar gören yerler onarilir. Böylece takvanin yeniden kalbi kusatmasi için gayret sarf edilir.

5. Orucun Fazileti

Orucun fazileti hakkinda Resulüllah (s.a.v)’den birçok hadisi serif nakledilmistir. Bunlardan birkaç tanesini aktaralim:

“Adem oglunun her ameline on kattan yedi yüz kata kadar sevap verilir. (Ancak) Allah (c.c) söyle buyurmaktadir: “Oruç bunun disindadir. O benim içindir ve onun sevabini da ancak ben veririm. (Kulum) benim için sehevi arzusunu ve yemesini terk etmektedir” Oruçlu için iki rahatlama vardir. Bir rahatlama orucunu açtigi sirada, bir rahatlama da Rabbine kavustugu siradadir. Süphesiz oruçlunun agiz kokusu Allah katinda misk kokusundan daha hostur” (Buhari).

“Yüce Allah buyurmaktadir ki: Ademoglunun her ameli kendi içindir. Oruç hariç. O benim içindir ve mükafatini da ben veririm. Benim için yemesini, içmesini ve sehevi arzusunu terk etmektedir” (Ibn Huzeyme).

“Her iftar vaktinde Allah’in (cehennemden) azat ettigi kisiler vardir. Bu, her gece böyle devam eder” (Ibn Mace).

“Oruç bir kalkandir” (Nesai).

“Oruç sizden birinin çarpisma esnasinda kullandigi kalkan gibi bir kalkandir” (Nesai).

“Allah buyurmaktadir ki: Oruç, kulun atesten korunmasina yarayan bir kalkandir. O benim içindir ve sevabini da ben veririm” (Ibn Hanbel).

“Oruç ve Kur’an kiyamet gününde kul için sefaat ederler. Oruç der ki: Ey Rabbim! Ben onu yemekten ve sehevi arzusundan alikoydum, beni onun için sefaatçi kil. Kur’an da der ki: Ben onu gece uyumaktan alikoydum, beni onun için sefaatçi kil. Böylece onlar sefaat ederler” (Ibn Hanbel).

6. Oruç Gerçek Bir Arinma Olmali

Son yüzyilda zihinleri kusatan maddeci anlayisin bizde biraktigi izlerden biri hayatimizin çok önemli bir parçasi ile, oruç, Kur’an, ibadet, itikaf, sadaka ve Allah’a yaklasma ayi olan Ramazan ayimizla ilgilidir. Bu ay birçoklari açisindan türlü türlü yiyeceklerle bedeni sisirme ayi haline geldi. Ramazan ayinda yiyecek için yapilan harcamalar diger aylardakine oranla daha da artiriliyor.

Pek çok kimse de orucu sadece Ramazan ayinda kendini yeme içme ve cinsel iliskiden uzak durma olarak görmekte göz, kulak, dil, el, ayak gibi diger organlarini ise Allah’in haram kildigi isleri isleme konusunda serbest birakmaktadirlar. Bu sekilde neyin orucu tutulur?

Ramazan’i yeniden eski Rabbani ve ruhani havasina kavusturmak gerekir. Kisiler o ayda Kur’an okumak, teheccüt namazi kilmak, Allah’i zikretmek, fakirlere ve düskünlere yardim etmek, Allah’in gadabini gerektirecek ve orucun güzelligini bozacak her isten kendini sakindirmak suretiyle hayatlarina yeni bir canlilik kazandirmalidirlar.

7. Iman Kardesligi ve Oruç

Daha önce ifade ettigimiz üzere orucun en önemli hikmetlerinden biri açlik ve izdirap içinde olan kardeslerimizin acilarini hissetmek, onlarin sikintilarini paylasmaktir. Bunun fiiliyata dökülmesi için Ramazan’a özel olarak fitir sadakasi adinda bir sadaka uygulamasi da getirilmistir. Bu sadaka sembolik de olsa tüm Müslümanlarin birbirlerinin dertleriyle dertlenmelerini saglama açisindan büyük anlam ve önem tasimaktadir. Ayrica “damlaya damlaya göl olur” sözünde ifade edildigi üzere bu küçük damlalar bir yerde toplaninca büyük havuzlar olusabilmekte ve sikinti içinde yasayan pek çok mümin kardesimizin yarasina merhem olabilmektedir. Ancak mümin olarak ilgi alanimizi daraltmamamiz, ümmet bilinci içinde tüm Müslümanlarin dertleriyle dertlenmemiz gerekir. Maddi imkanlarimiz sikinti içindeki tüm Müslümanlara el uzatmamiz için yeterli olmayabilir. Ama hiç olmazsa düsünce ve ilgi sinirlarimizi daraltmayalim. Dünyanin neresinde olursa olsun Müslüman kimligi tasiyan herkesin bizim kardesimiz oldugunu unutmayalim